İçeriğe geç

Üniversite de geçer not kaç ?

Üniversite’de Geçer Not Kaçtır? Bir Tarihsel Perspektiften Analiz

Geçmişi anlamadan bugünü tam olarak kavrayabilmek zordur. Eğitim sistemlerinin tarihsel evrimini incelemek, sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda toplumsal değerleri, bireylerin hayata bakış açılarını ve hatta devletin eğitim üzerindeki denetim anlayışını da anlamamıza yardımcı olur. Üniversite eğitiminde geçer notun ne olduğuna dair sorunun tarihsel kökenlerine indiğimizde, bu sorunun toplumsal ve kültürel yapılarla nasıl şekillendiğini, eğitim sistemindeki evrimsel kırılmaları ve toplumsal dönüşümlerin eğitim üzerindeki etkilerini daha iyi anlayabiliriz.

19. Yüzyıldan Önce Eğitim ve Geçer Not Kavramı

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Batı’ya, antik dünyadan Orta Çağ’a kadar, eğitim genellikle elit tabakaya ait bir ayrıcalıktı. Eğitim kurumları, genellikle din adamları ve aristokratlar tarafından yönetilirdi. Bu dönemde, üniversite eğitiminden daha çok dini ve felsefi bilgilerin öğretilmesi esas alındı. Geçer not kavramı, bugünkü anlamından oldukça farklıydı. Akademik başarı, çoğu zaman yazılı sınavlarla değil, öğrencilerin öğretmenlerine olan sadakati ve bireysel tartışmalarda gösterdikleri derinlik ile ölçülüyordu.

Antik Roma’daki eğitim sistemi, genellikle öğrencilerin hitabet yeteneklerini geliştirmeye yönelmişti. Bir öğrencinin başarısını belirleyen şey, öğretmenlerinin veya zamanın önemli figürlerinin beğenisini kazanmak ve toplumsal kabul görmekti. Geçer not, bir derece değil, daha çok kişisel onay ve toplumsal geçerlilikti.

Ancak modern anlamda geçer not kavramı, 18. yüzyılın sonlarına doğru, özellikle sanayi devrimiyle birlikte şekillenmeye başladı. Bu dönemde, eğitim giderek daha merkezi bir hale gelmeye başladı ve halk eğitimi, devletin denetiminde bir gelişim süreci izledi.

19. Yüzyılın Sonları: Sanayi Devrimi ve Eğitimde Dönüşüm

Sanayi Devrimi, toplumsal yapıları derinden değiştirdiği gibi, eğitim sistemini de yeniden şekillendirdi. Eğitim, yalnızca elitlerin değil, toplumun her kesiminin hakkı olarak kabul edilmeye başlandı. 19. yüzyılın sonunda Avrupa’da ve Amerika’da okur yazarlık oranları arttı ve halk eğitimi devlet eliyle şekillendirildi.

Bu dönemde, geçer not, akademik başarıyı ölçmek amacıyla belirli bir seviyede düzenli ve sistemli bir hale gelmeye başladı. Özellikle Almanya’daki üniversiteler, bilimsel eğitim anlayışının temellerini atarak, geçer notun daha somut bir biçimde belirlenmesine öncülük etti. O dönemde, üniversite diploması almadan önce belirli bir seviyede başarılı olmak, devletin toplumdaki statüyü belirleme biçimlerinden biri haline geldi. Eğitimdeki bu dönüşüm, devletin sosyal denetimi arttırmasının bir yolu olarak da görülebilir.

20. Yüzyıl: Eğitimde Evrim ve Küresel Yansımalar

20. yüzyılda, özellikle I. ve II. Dünya Savaşları sonrasında, eğitim sistemlerinde daha köklü değişiklikler oldu. Bu değişiklikler, yalnızca Batı dünyasında değil, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun halef devleti olan Türkiye’de de kendini gösterdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte, eğitim sisteminde köklü reformlar yapıldı. 1924’te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu, eğitimdeki birliği sağlamayı amaçlayan bir adım oldu.

Geçer notun ne olduğu sorusu, eğitimdeki daha bilimsel ve objektif ölçüm sistemlerinin benimsenmesiyle birlikte daha net bir hale geldi. Bu dönemde, eğitimdeki başarı ölçütleri, üniversitelerde yazılı sınavlara dayalı hale geldi ve notlar daha belirgin bir hale geldi. 1940’larda Batı’da yaygınlaşan “geçme” (pass) ve “başarı” (merit) arasındaki fark, Türkiye’de de eğitim anlayışının yerleşmesinde etkili oldu. Öğrencilerin başarılarını, yalnızca zekâlarına dayalı olarak değil, belirli bir ölçüm ve değerlendirme süreciyle analiz etmek, eğitimde daha adil bir sistem yaratma arzusunun yansımasıydı.

Bu dönemde, devletin eğitim üzerindeki denetimi arttıkça, geçer not kavramı da bir devlet politikası olarak şekillendi. Bununla birlikte, çeşitli reformlarla, yükseköğretimde başarıyı ölçme biçimi daha belirgin ve yaygın hale geldi. Üniversiteye giriş sınavları, belirli bir not düzeyini aşmak için gereken minimum puanları belirlerken, aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri de görünür kılmaya başladı.

21. Yüzyıl: Globalleşme ve Eğitimde Yükselen Standartlar

Günümüzde, üniversitelerde geçer not kavramı, sadece bir sınavdan geçen değil, aynı zamanda küresel ölçekte belirli bir başarı seviyesini yakalayan öğrenci anlamına gelmektedir. Küreselleşen dünyada, eğitim, sadece bir ülkenin değil, dünyanın her yerinde benzer başarı düzeyleri üzerinden değerlendirilir hale geldi. Bilimsel ölçümleme, psikometrik testler ve daha geniş çaplı değerlendirme sistemleri, öğrencilerin performansını daha nesnel bir şekilde ölçmektedir. Ancak bu durum, geçer notun toplumdaki sosyal yapıyı yansıtma biçiminde köklü bir değişiklik yaratmıştır. Eğitim, bireysel başarıdan çok, küresel başarı ölçütlerine uygun hale gelmiştir.

Geçer not, sadece akademik bilgiyle ölçülmeyen, aynı zamanda öğrencilerin eleştirel düşünme, problem çözme ve sosyal becerileriyle de değerlendirilmesi gereken bir kavrama dönüşmüştür. Bu dönüşüm, eğitim sistemlerinin evrimiyle paralel olarak, iş gücü piyasasında ve toplumsal yapıda da büyük değişikliklere yol açmıştır.

Eğitimde Geçer Not ve Toplumsal Dönüşüm

Geçer not, sadece eğitimde bir başarı ölçütü olmaktan çok, toplumsal yapıları ve değerleri yansıtan bir kavram haline gelmiştir. Geçmişte belirli toplumsal sınıflar için özel bir ayrıcalık olan eğitim, günümüzde herkes için eşit bir hak haline gelmeye başlamıştır. Ancak bu eşitlik, aynı zamanda toplumsal eşitsizlikleri de gözler önüne sermektedir. Modern toplumlarda, eğitimdeki başarı ölçütleri, bireysel farklılıkları göz ardı etmeden, daha eşitlikçi bir sistem yaratma hedefini taşımaktadır.

Sonuç

Tarihsel perspektiften bakıldığında, üniversite eğitiminde geçer not kavramı, toplumsal değişimlerin, kültürel evrimlerin ve politik dönüşümlerin bir yansımasıdır. Geçmiş ile günümüz arasındaki farklar, sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda eğitim sistemlerinin evrimini, toplumsal yapıları ve bireylerin toplumla olan ilişkilerini anlamamıza yardımcı olur. Eğitimdeki başarıyı ölçmenin bir yolu olarak geçer not, sadece öğrencilerin bireysel başarısını yansıtmaz, aynı zamanda toplumun değerlerini, adalet anlayışını ve eşitlik konusundaki tutumlarını da içerir.

Geçer notun tarihsel gelişimini anlamak, gelecekteki eğitim politikalarının şekillenmesinde de önemli bir referans olacaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
tulipbet giriş