İçeriğe geç

Aktif öğrenme türleri nelerdir ?

Aktif Öğrenme Türleri Nelerdir? – Bir Gencin Yolda Öğrendikleri

Kayseri’nin o yavaş, sakin sokaklarında yürürken, okul yıllarının geride kalmasıyla bir şeyler değişmeye başlamıştı. O eski, hepimizin elinde aynı kitaplarla dolaştığı, arada sırada ara vermek için kahve içtiğimiz günlerden çok daha fazlası vardı. Ama bir türlü anlamadığım bir şey vardı: Gerçekten ne kadar öğreniyordum?

Hani bazen, bir şeyler öğrenmeye çalışırken, okuduğum sayfalara sadece gözlerim kayar ama beynimde hiçbir iz bırakmaz, sanki havada uçuşan tozlar gibi her şey… İşte tam da o anlar, öğrenmenin çok daha fazlası olduğunu anlamaya başladım. Aktif öğrenme kavramı, aslında o noktada kendisini bana tüm açıklığıyla gösterdi. Öğrenmenin sadece kitaplardan, notlardan ibaret olmadığını fark ettim.

Hızla Koşan Bir Öğrenci: Temas, Duygular ve Heyecan

Geçen gün eski bir arkadaşımla karşılaştım. Şu an o, aktif öğrenme türlerini anlatan bir eğitim programında çalışıyordu. Ben de ona çok heyecanlı bir şekilde “Aktif öğrenme türleri nelerdir?” diye sordum. Tam olarak ne beklediğimi bilmiyordum ama her şeyin daha doğrudan ve etkili olacağına inanıyordum.

“Hadi, bana anlat!” dedim, gözlerim parlarken. O gülümsedi ve derin bir nefes aldı.

“Sen zaten bildiğin bir şeyden bahsediyorsun, ama işin içine duyguları katınca her şey başka oluyor. Aktif öğrenme, sadece bir kavram değil; öğrenmeye dair bir bağlantı kurma şeklidir,” dedi. O an fark ettim ki, öğrenmenin en önemli bileşenlerinden biri de duygusal bağ kurmaktı. Duygusal olarak bağlandığınız bir şey, daha uzun süre akılda kalır, daha etkili öğrenirsiniz.

Ve o noktada, aktif öğrenme türleri hakkında daha fazla şey öğrenmeye başladım. O kadar çok farklı yöntem vardı ki! Hadi gelin, birkaçını size de anlatayım.

1. İşbirlikçi Öğrenme: Birlikte Koşmak, Birlikte Başarmak

İlk olarak işbirlikçi öğrenme türü aklıma geldi. Bir grup insanın bir araya gelip, birlikte bir konuyu anlamaya çalıştığı, birbirlerinin fikirlerini dinleyip sorguladığı bir süreç. Okulda birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızla, kendi bilgilerinizi birbirinizle paylaştığınız zaman, her şey çok daha anlamlı hale gelir. Bazen birlikte öğrenmek, tek başına öğrenmekten çok daha verimli olur.

Özellikle o gün, tam da o günde, bir arkadaşımın yaptığı yorum bana ne kadar önemli olduğunu gösterdi. “Öğrendiklerimi arkadaşlarımla paylaştığımda, kendi bilgimi daha net anlıyorum.” Gerçekten, işbirlikçi öğrenme, bazen en derin anlayışı ortaya çıkarır. Herkesin birbirine öğrettiği bir ortamda, insanlar daha hızlı öğreniyor ve aslında insanlar birbirinden ilham alıyor.

2. Problem Tabanlı Öğrenme: Zorlukları Aşarken Öğrenmek

Diğer yandan, problem tabanlı öğrenme tamamen farklı bir bakış açısı gerektiriyor. Aslında, buna biraz da hayal kırıklığı demek mümkün. Çünkü bazen bir problem karşısında ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Ama tam da bu anlarda öğrenme en etkin hale gelir.

Bir düşünün; karşınızda çözmeniz gereken bir problem var. İlk başta çözümün ne olduğunu anlamıyorsunuz, ama işte bu noktada problem tabanlı öğrenme devreye giriyor. Yavaş yavaş çözümün parçalarını birleştiriyorsunuz. Her yeni bilgi, bir önceki bilgiyi anlamanızı sağlıyor.

O kadar heyecanlıydı ki, o an aktif öğrenme türlerinden birinin çözüm arayışı olduğunu fark ettim. Sadece problemi çözmekle kalmıyor, her bir adımda, her bir çözümde biraz daha fazla öğreniyorsunuz. Problem tabanlı öğrenme, aslında sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda zihinsel bir yolculuk yapmaktır.

3. Deneyimsel Öğrenme: Öğrenmek İçin Harekete Geçmek

Ve işte, belki de benim en sevdiğim türlerden biri: deneyimsel öğrenme. Bunu hem yaşadım hem de hissederek öğrendim. Bazen gerçek dünya, kitaplarda ya da teorik bilgilerde bulamayacağınız o önemli noktaları içerir. Deneyimsel öğrenme, doğrudan deneyim yoluyla bilgi kazanmaktır. Yani, bir şeyin ne olduğunu öğrenmenin en iyi yolu, ona doğrudan dokunmak ve yaşamak.

Bir düşünün, bir yazılım uygulaması yapmaya çalışırken, yalnızca kitaptan değil, aynı zamanda o yazılımı kullanarak ne kadar hızlı öğreniyorsunuz. Bir şeyin iç yüzüne bakmak, onu yapmak, öğretmenin çok ötesine geçer.

İşte o an, o kadar yoğun bir şekilde öğrendim ki; aktif öğrenme, bana sadece teknik bilgiyi değil, duygusal gelişimimi de öğretiyor.

4. Bireysel Öğrenme: Kendi Yolculuğunda Yalnız Başarmak

Bazen öğrenmek yalnız olmayı gerektirir. İçimdeki duygularla yalnız kaldığımda, bireysel öğrenme devreye girer. Kendi başıma, kendi hızımda, kendi içimde bir yolculuğa çıkıyorum. Belki zaman zaman yoruluyorum, belki de her şey bana zor geliyor. Ama bir gün bakıyorum ki, o öğrendiğim bilgiler, artık bana içsel bir güç katıyor.

Bir sabah, gün doğarken, kafamda oluşan fikirlerle, kendi başıma yazmaya başladım. Bireysel öğrenme, bana kendi içsel gücümü keşfetmeyi öğretti. İşte bu an, bu derin içsel farkındalık, aslında bana en önemli bilgiyi sunuyordu.

Sonuç: Öğrenmek, Duygularla Çoğalır

Ve o gün anladım. Aktif öğrenme türleri sadece bilgi edinmekten ibaret değil. Öğrenme, duygularla, deneyimlerle ve hatta zorluklarla daha anlamlı hale gelir. Her tür, bir öğrenme yolculuğunun parçasıdır. Bu yolculuk, sadece bir sınıfta değil, hayatın içinde yaşanır. İnsan, ne kadar çok çaba gösterirse, o kadar çok öğrenir. Çünkü öğrenmek bazen sadece bir kitapla değil, duygularla, tecrübelerle, başarılarla ve hayal kırıklıklarıyla büyür.

Evet, her şeyde olduğu gibi, öğrenmenin de bir duygusu var. Bazen zor, bazen heyecan verici. Ama her zaman, kendi yolculuğumuzu inşa ederken, çok değerli bir şeyler öğreniyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
tulipbet giriş